Sunday, October 6, 2013

Yeni Sezonda Her güne bir Blog Yazısı....

GÜNAYDIIINNNN...

Ehhh....
En nihayet sevgili öğrencilerimiz, birer birer tatilden dönüyorlar.. Ya da daha evvel hiç tanımadığım ama onların bizi çok iyi tanıdığı ve bu senenin öğrenci adayları birer birer kapıdan içeri giriyorlar...

Ne mutlu bana ki... Hepsinden ortak duyduğum birşey var..

 "Ece hanım...Çok uzun zamandır ben sizi zaten takip ediyorum..Evinizi, oğlunuzu, Nalan hanımı, atölyedeki herkesi, sokak köpeklerinizi bile biliyorum... Yazı yazmasanızda, yazlıkta, Ankara'da, nerede olursak olalım, mutlaka açıp blogunuza bakıyorum.. Sizin üzüntülerinizle üzülüp, sevinçlerinize ortak oluyorum.. Bu sebeple ne olur- zaten kaleminiz kuvvetli- aman yazmaya devam edin de şöyle içimiz açılsın, bol resim paylaşın, gözümüz şenlensin...Siz artık bizim ailedensiniz. Kızımız, oğlumuz, kocamız bile sizi çok iyi biliyor, yine mi Ece deyip duruyorlar.. Aman bize bol yazı.."

Ehhh ben de...Bir şekilde zaman ayırıp, tekrar eskisi gibi bol bol sizlerle olmaya karar verdim.. Madem ev, Can, köpekler, atölye, sıkıntı, neşe...kısacası konu fark etmiyor... Her birşeyleri sizlerle, taze taze paylaşmaya karar verdim.

Hazır mısınız?



Ehhh...
Yaz başı...
Önce gelincikler açtı karşımızdaki tarlada...



Atölyede, her molada, çay, kahvemizi içerken onları seyrettik...

Derken...Sıcaklar aniden bastırıverdi..
Ona rağmen atölyeyi terk etmeyenler,  azimle çalışmaya devam ettiler...




Sonra...
Artık yorgunluktan, atölye görmek istemediğimizden, ağustos'ta atölyeyi tümden kapatma kararı aldık..



Yaşasın evdeydim....
Bol bol yemek yaptım...



İyice kilo aldım... Ahhh ahhh...

Baş yardımcılar mutfaktan hiç çıkmadılar tabi ki...


Patatesler, pişiler, açmalar, mantılar... Ahhh çok feci oldu çok feci...



Tabi bu arada " araştırmacı gazeteci Ece" pozisyonuma hiç ara vermedim... Her İstanbul seyahatinden enfes değerli kitaplar aldım, bu sezon ne gibi yenilikler yapabilirim, onbin cin fikir kafamda uçuştu durdu!!








Ehhhh....
Yaz bitti...

Ece Aymer Craft House ailesi olarak,  1 Eylül itibari ile atölyemizin kapılarını açtık... Şöyle bir ağustos ayındaki, tatil rehavetimizden kurtulduk... Temizliğimizi yaptık, ortalığı sildik, süpürdük... Sokak köpeklerimizi geri devraldık..Atölyede mal sayımı yaptık.. O meşhur öğle yemeklerimizi yemeğe başladık..

Siparişler bir ay zor bekledi bizi zaten.... Hemen başladık boyalara...
Önceeee...
Enfes ayna çerçevelerini göstereyim size..
Dev gibi 5 tane ayna... Hem de mum eskitme yapılacaklar!!!!!..



Başladı Asuman kocaman aynaları boyamaya... Aaaa Sevil'de yardıma gelmiş..

Sevgili Sevil'i de kattık üretim grubumuza... Hayırlı olur İnşallah...



Bitmiş hallerini, birkaç zaman sonra sizlerle paylaşacağım... Lakin içlerine eskimiş, yıllanmış aynalar yerleştirilecek... 
Ama burada önemli bir ayrıntı var.. Henüz nasıl yapacağımı bilmiyorum..Aynayı nasıl yıllar içinde eskimiş göstereceğimi hala araştırma halindeyim... Bulunca muhteşem olacaklar eminim...
Herşeyleri bitince...
Sherwood'da satılacaklar... Biliyorsunuz, aksesuarlarımız tüm Sherwood mağazalarında, yani Türkiye'nin 8 ayrı noktasında satılıyorlar. İlgileneler için hatırlatayım..




Ehhh....
Tam, bu dev aynaları boyarken, yeni açılan Eryaman Beğendik'in işleri geldi atölyeye..
Hikayeyi azıcık facebookta paylaştım sizlerle..

12 tane 1.20 metre boyunda, kabartmalı pano çalıştık. 6 kişi 85 pakete yakın hamur yoğurdu, 84 tane plotterda basılmış 1.5 metrelik kağıtlardan, 450 küsur  kağıt kesildi.
Daha evvel yapmadığımız bir şeyi denemiş olmanın mutluluğu içinde de yorgunluğumuzu unuttuk gitti.


Asuman...Dev boyutlu hamurlar açmada profesyonelleşti... Hatta atölye parasız kalırsa Asuman'la, Nalan ve Buket'le pizzacı ya da mantıcı gibi hamur işlerine girmeye karar verdik...

Teslimat günü yaklaştıkça, panikleyip, hızlandırılmış kurslarımıza katılan öğrencilerimiz de - sağolsunlar- işi gücü bırakıp, alt katta bize yardım etmeye başladılar!! Karşınızda İstanbul'dan Fulya Kement, fotoblokların kenarlarını boyarken!!!



Bitmiş galiba???




Bu arada, başka siparişler de, durmuyordu ki...Durmasın İnşallah, ardı arkası kesilmesin siparişlerimizin tabi ki...



Aaaa Türkan abla... Yoruldun mu yoksa? Halbuki ne ki... Minicik bir dolap boyuyorsun alt tarafı.... Şaka şaka... Ellerine kollarına sağlık.... Ellerin dert görmesin....Bu hafta TRT'de ben boyamışım gibi...pek bir güzel göstereceğim... Ama sizler ve herkes biliyor ki, siz olmasanız hayatta bu güzel işler ne yetişir, ne de ben mutlu olurum, ne de atölyemiz böyle büyülü, yol gösterici ve verimli olur....



Amman.......Atölyeyi melekler basmış....
"Allah'ım, sen bu evi ve içindekileri tüm kötülüklerden koru..." Kaç tane dualı pano yapmışızdır? Kaç tane yazmışımdır acaba? 2000 olmuştur değil mi? Yani en az 2000 evde bu güzel temenni var... İyi ki keşfetmişim ben bunu vallahi....




ellerine kollarına sağlık Buketciğim.. Pek bir güzel duruyorlar topluca...



Ama... Teker teker üstümüze gelin arkadaşlar...!!!!




Yine kavanozlar ve Asuman başbaşa....
Atölyeye döndük tatilden... Kavanoz yok piyasada... Meğerse turşu mevsimi dolayısı ile Paşabahçe turşu kavanozu üretimine ağırlık vermiş...Ama bu bilgi Nalan'ı durdurur mu? Buldu vallahi her istediğimiz boyda kavanozumuzu....



Ehhh....
Bizler çok çalışıyoruz...Amaaaa...aklı fikri oyunda olanlar da var tabi ki....Bakın bakalım kimlermiş onlar!!!!

Şimdi biz, ciddi ciddi, kuşevi dolabımıza nasıl eskitme yapacağımı tartışıyoruz. (Yerdeki arkadaşa dikkatinizi çekerim.)


Tamam....Konsültasyon sonucu dolabı nasıl boyayacağıma karar verildi.. ( Yerdeki arkadaş.." Bitti mi toplantınız? "der gibi bize bakıyor.)



"Ehhh, oynama vakti geldi artık... Bekledim, bekledim ama yeter... Biraz da benle ilgilenin."







Öğrencimiz Berke şaşkın.. "Allahım nasıl bir atölyeye düştüm ben?" der gibi...Ayyyy yiyoruz biz bu şeker Berke'mizi..O kadar tatlı ki...






"Ha ha ha....Ben kazandım işte.. Vermedim Ece'ye bu pamuklu güzel bezi.. Yağlı boya eskitmesini silme işini başka bezle yapacak artık."





Biraz da esas konumuzdan havadisler vereyim...
İlk olarak, 2008 yılında blog sayfasını kurarken, amacım, Türkiye'de pek az rağbet gören "country tarzı"nı,    ( maalesef türkçesini bilmiyorum, dergiler kırsal yöre tarzı gibi çevirmişler ama aynı şey mi, hiç olmamış!!) bizim klasik döşeli evlerimize sokabilmek, hep alıştığımız kahverengilerden çıkıp azıcık renk, neşe, cıvıltı getirmekti evlerimize... 
Ne dersiniz? Hep birlikte başardık galiba... 
Vallahi ben pek memnunum..Artık nereye baksam, kırmızılar, horozlar, kuşevleri, bol mum eskitmeler....





Ehhhh....
 Ece Aymer Craft House olarak, biraz tarz değiştirme zamanı geldi değil mi?
Eskisi gibi, size teknikler hakkında bilgiler yazmaya çalışacağım tekrar.. Biraz daha ciddi tekniklerle, klasikle, varağı birleştirip, nasıl sevimli şeyler yaratabiliriz, bakalım.. Onlara odaklanayım istedim bu sene... 

Yoksa, kalmayacak birbirimizden farkımız!!! Anlaşılmayıp, unutulup gidilecek bunca yarattıklarımız!!!

Şimdilik kısaca bahsedeyim ama dediğim gibi, sizlerden gelen istekler doğrultusunda, tekniklerden uzun uzun da bahsedeceğim bilahare...


Mum Eskitme... "DISTRESSING...."





 Yalancı Masif Panel Görünüm.... "Trompe-l'œil"


İki renkle doku tekniği ve iki renkle stensil boyama.... "TEXTURING AND PRO-STENCILLING"


Boya Çatlatma..."CRACKLING"..


Yağlı Boya ile Fırçayla Eskitme...ANTIQUING WITH OIL BASE..."


Su Bazlı Antik Eskitme.. ANTIQUING WITH WATER BASE..."


Bez Yuvarlama... "RAG ROLLING.."




 Bu günlük kalın sağlıcakla...
 En başta dediğim gibi, bu aralar her gün görüşeceğiz... 
Yarın...
 " Ankara dar gelir bizlere....Taa uzaktan ziyaretçiler, hızlandırılmış kurs öğrencilerimiz ve Artabella Gülçin hanım.."


Friday, September 13, 2013

Neşe Üremez Hanımefendi....


Biliyorsunuz, geçen pazar Zekeriyaköy şenliği vardı.. Ben de, hiç olmazsa bu fırsatla, Zekeriyaköy atölyemizin güzel sahibesi Seda ile olurum diye, atladım İstanbul'a gittim.
Bu Zekeriyaköy ne güzel bir yer... Ama İstanbul değil orası..resmen seyahat ediyorsunuz.. Hele benim gibi Kadıköy'den geçiyorsanız.... Ne yapsam, yol 3 saat sürüyor... Ama pek bir keyifli..Beşiktaş'tan Sarıyer otobüsüne biniyorum..Her yeri seyrede, seyrede, kulaklığımdan en sevdiğim müzikleri dinleye dinleye, tıngır mıngır gidiyorum...

Zekeriyaköy ahşap ve dekoratif boyama atölye çalışmaları için lütfen hemen Seda hanımı arayınız.
İstanbul Zekeriyaköy (212) 202 98 84




Gelelim Neşe hanıma...
Neşe hanım, Zekeriyaköy şenliğinde, kibarca yanıma geldi ve benimle çok uzun zamandır tanışmak istediğini söyleyip, jest olarak da nefis bir cam fanus takımını satın aldı... Meğerse, Zekeriyaköy çarşısının içinde dükkanı varmış. Beni ve Seda'yı da oraya davet etti.



Bir gittik...
Rüya gibi bir dükkan... Neşe Üremez hanım hem yağlı boya resim yapıyor, hem porselen boyuyor, kocaman bir fırını var, hemen dükkanın girişinde..hem de kanaviçeler işliyor. Sadece kendine ait, sanatsal faaliyetlerini sürdürebilmek için bu dükkanı açmış. Vakit buldukça evden uzaklaşıp, çalışmaya, bu enfes dükkana geliyor, işini bitirip evine geri dönüyor.. Ders vermeye hiç vakti olmuyormuş... Sadece yaptıklarını, dükkanında, arasıra satıyormuş...Her yer kitap dolu..Desenlerini kendi çıkarıyor, porselenlerini boyuyor, fırınlıyor, yağlı boyalarını yapıyor, kanaviçe işleyip, tabura yapıyor, tablo yapıyor...Ne yapsak..Biraz sık sık uğrasak da,  Neşe hanımı daha çok dükkanında zaman geçirmeye ikna eder miyiz sizce?


Hani ağzımız açık Amerika'daki çoğu blogda gördüğümüz tarzda, sizi alıp götüren rüya gibi bir dekor...



Hele bir de Neşe hanımın elleriyle boyadığı lavaboyu görünce, ne diyeceğimi şaşırdım.




Sohbet o kadar güzeldi ki...Büyüsünü bozmamak adına, çok teknolojik olmamaya çalıştım ve çok az fotoğraf çekebildim... Geri kalan fotoğrafları da , hemen sizle paylaşıyorum.











Neşe Üremez hanımla konuşmak tanışmak isterseniz, işte size telefon numarası...
0532 275 4349

Kalın sağlıcakla...


Friday, August 30, 2013

SHERWOOD ÇİÇEKLERİ...

Biliyorsunuz... "Sherwood Country mobilya" mağazalarının
  tüm aksesuarı Ece Aymer Craft House'dan gidiyor. 

Geçen haftalarda
 Atilla bey bambaşka bir istekle karşıma geldi.. " Ece?, sen çiçek arajmanları da yaparsın bize..."


Hiç yapamam der miyim?


Eh....Çıktım çarşıya, ne kadar hoşuma giden çiçek varsa, pazardan, Suluhan'dan, Madam Coco'dan (%70 indirim var haberiniz olsun) ve tabi ki Euroflora'dan satın aldım, geldim eve...


Yığdım onları masaya... Akşam 8.00 gibi başladım...Sabah 4.00'e kadar aralıksız ...



Bu Ece, yorgun Ece... ama yeni birşeyler yaratmanın enerjisi var tabi...




Yetişmedi tabi.. Sabah, bu sefer de bahçede devam...
Veeeee.
En nihayet,  bitirdim,  Sherwood'a teslim ettim...





Buyrun bakalım, bu sefer de, her zamankinden çok farklı olarak,  Ece Aymer  Çiçek Arajmanlarına...
















Sunday, August 4, 2013

Zekeriyaköy Ece Aymer Craft House Ve zarif Seda'mız....

Selammm...

En nihayet, tatil için 3-4 günlüğüne İstanbul'dayım....
En sevgili arkadaşımla....Oğlumla....
Her geldiğimizde, babamın boş duran, Kadıköy'deki evinde kalıyoruz.. Küçük bir ev ama tüm ailenin fertleri İstanbul'a geldikçe otel gibi orayı kullanıyoruz. Sağolsun babacığım...Her yere yakın, zaten Mühürdar caddesi herşeye yetiyor...Ama bu sefer istedim ki, kaldığımız yer değişik olsun. Can'la tatil yapmış olalım... Tabi ki işler de var beni bekleyen!!!
İstedim ki, İstiklal caddesine yakın olsun.. Ne zaman istersek inip gezinelim, kitapçılara gidip saatlerce çıkmayalım, sokakta sosisli yiyelim, müzik dinleyelim..
İnternetten, www.booking.com dan araştırırken bir otel buldum.. Triada Otel... Bu kadar mı güzel olabilir?.. Odamızın resmini koyayım..Ne demek istediğimi anlayacaksınız..
Odamızın içinde jakuzi var!!! Daha kapıdan girdik...Mayolarımızı giydik ve Can'la kendimizi içinde bulduk... Karşımızda da televizyon... Tabi bir de kahve yapıldı, jakuzinin içinde kahve bir daha nerede içebilirim ki?... Minicik bir otel burası!!! Fiyatını da söyleyeyim size... ..
2 kişi günlük kahvaltı dahil 150 lira...
Tatil için, tesadüfen, mükemmel bir seçim oldu...

Pazartesi soluğu Seda'nın yanında alacağım..
Seda İstanbul Ece Aymer Craft House Zekeriyaköy'ün sahibi...
Nasıl şeker bir insan... Zaten işten ziyade, biliyorsunuz kişilikler benim için en önemlisi...Seda'nın henüz çözemediğim çok naif ve kendine özgü bir zevk tarzı var...Hayranım evine, giyimine,sakinliğine, herkese sabrına, bana saygısına ve nazikliğine...
Eminim harika keşiflerde de bulunacak çok kısa zamanda...
Zekeriyaköy atölye, bana göre çok farklılıklar yaratacak..
Zaten şimdiden müşterileri pek bir ünlü... Ehhh çoğu sanatçı Zekeriyaköy'de oturuyor ya... Seda'nın yaptıklarını gördükçe bayılıyorlar, hayran kalıyorlar.. Yakında dergilerde, sanatçılarla Seda'yı görürsek şaşırmayalım!!

Henüz 2-3 ay olmasına rağmen- ve maalesef ölü sezona denk gelmesine rağmen- Seda'nın yaptığı güzelliklerden bazıları...







Asıl benim favorim aşağıdaki "Cook" yazısı.....


Bu arada, fotoğraf çekimlerindeki dekora, renklerin hoşluğuna, tasarımın güzelliğine bakar mısınız? Diyorum ya...Yeni bir cevher keşfettim diye...





Yolun açık olsun Seda'cığım...Daha çoook şeyler yapacağız birlikte... Pazartesi görüşmek üzere....