Friday, May 17, 2013

"Ece Aymer'le her ay bir gün, İstanbul Workshopları" 4. seminer.....


Merhaba Arkadaşlar,
Bir İstanbul semineri daha... Ama bu sefer ennnn güzeli... Eskilerinizi yenileyeceğiz. Havaların güzelleşmesi ile birlikte, kendimizi Akatlar'daki atölyemizin bahçesine atacağız, yayılacağız, hem boya yapacağız, hem çayımızı kahvemizi yudumlayıp, birlikte enfes bir gün geçireceğiz... Dresuar, komodin, konsol...artık ne getirip götürebilirseniz, tüm eski eşyalarımızı boyayacağız. Kahverengi eski zigonlar, eski tencere, tava, eski bir abajur, artık kullanılmayan bir sandık, yenilenmeyi bekleyen kutular, metal çaydanlıklar... Ahhh eminim siz şimdi ne güzel şeyler bulursunuz... Bu anı dolu objeleri, yeniden canlandırmak için, en kolay yöntemler nelermiş, birlikte öğreneceğiz.

Ne duruyorsunuz çıkarın ajandaları ve hemen notunuzu alın, işte seminer detayları...Arkadaşlar sizden ricam, seminere gelmeden, getireceğiniz objenizi bana ya da Süeda hanıma bildirmeniz... Şimdiden çok teşekkürler...

Bu arada, bir sürpriz olup, çok ünlü bir dergi, bu güzel etkinliğimizi de çekime gelebilir, haberiniz ola... Önlüklerinizi, çantalarınızı ona göre seçin....

Seminerin Adı : Eski Objeleri Yenileme

Yer : Ece Aymer Craft House İstanbul

Saat : 09:30 - 16:30

Tarih : 23 Mayıs 2013 Perşembe

Ücret : 120.- TL

Adres : Zeytinoğlu Caddesi, Budin Sokak, No:4 Akatlar

Telefonlar :
Ece Aymer : 0312 241 96 88
0531 085 36 80
Ece Aymer Craft House İstanbul : 0212 351 20 48
Süeda Erduran : 0532 447 86 24

İşte size bulabildiğim örnekler...


Nazlı'nın eski püskü sandığı Nazlı, Tuğçe ve Selim beyin ellerinde böyle hayat buldu. Stensil şablonlarını bile kendileri hazırlamışlar...


Annemin 30 yıllık dolabı, bakın bakalım ne hale dönüştü








Bu dolabı yaklaşık 10 sene evvel eskiciden satın almıştım. Herhalde onun da bir 20 yılı vardır..  Yeşil boya ile boyadım, çatlattım, eskittim. Sonra Ela Cin üzerine desen çalışmıştı.. Şimdi Beyhan'ın salonunu süslüyor.



Beyhan yatak odasını boyamaya karar verince, bu başucu komodinini getirdi atölyeye.. Koyu kahverengi bir yatak odasının takımı.... Gerçekten çok uğraştık ama sonuç çok güzel olmuştu...

İşte yukarıdaki komodinin öbür parçası.. Bambaşka bir boyama yapmıştık...

İşte değişim geçiren Beyhan'ın yatak odası...




Yine Beyhan'ın bir köşede duran eski  sehpası...

Bu da değişim geçirmiş hali...



Ahhh bu dolabım ne kılıklara girdi.. Dümdüz çam bir dolaptı... Önce beyaz boyandı, bizim evde kullanıldı... Sonra siyah boyandı... Bir süre öyle kullanıldı... Sonra bu sene Seden onu mavi boyayıp işte böyle cici süsledi... Sonra da satıldı......



Nazlı'nın kahverengi zigonları... Bu zigon sayesinde, yepyeni bir boyama tarzını geliştirmiş olduk tüm Türkiye'de....




Başka bir zigon takımı... Nasıl değişim geçirmişler ama...




Evde duran boş çerçeveler, takım halinde nasıl güzelleştiler...




Eski gümüş tepsilere bayılıyorum... Ne olur ne kadar alman gümüşünüz varsa, toparlayın getirin, boyayalım...




Eski küçük, palslı kovanın bakın şimdiki güzelliğine...




Sinemiz hanımın eski masası, yazlık için mükemmel bir orta sehpaya dönüştü...




Bomboş cam kaseydi bu, biliyor musunuz?





Fatoş hanımın anneannesinin kahverengi sandığı, herhalde en güzel eskiyi yenileme örneği...


            Hemen eskilerinizi toparlıyorsunuz, özel 

kahvenizi yanınıza alıyorsunuz ve Süeda'nın 

bahçesinde buluşup, bizlerle enfes bir gün 

geçiriyorsunuz....

Wednesday, May 1, 2013

Birinci Mutlu Haber.....Bizart Ürünleri


Hayat gerçekten çok ilginç ve sürprizlerle dolu...
Bu aralar o kadar çok güzel olay ardı ardına gerçekleşiyor ki....
 Hergün sırayla bu güzel olayları sizlerle paylaşayım istedim.

İşte bunlardan ilki.....
Yıllar yıllar evvel, Tepe Home Ankara'ya ilk açıldığında, kapısından girince ilk sağ koridorda, o zamana kıyasla muhteşem ürünler vardı.. Hepsi tahta, dışarıda arayıp da bulamadığım "country" ürünlerdi.. Ben hep tahta hastasıyım ya...Bir sürü satın almışım... Hatta o ürünler yıllar içinde eskiyince tekrar tekrar atölyede boyandı bile. Bazılarını altında amblemi bile duruyor.. Firmanın ismi Bizart'tı...

Yıllar yıllar sonra, geçen yaz, facebook'ta gezinirken Bizart  diye bir yere rastladım...Aaaaa bir baktım, taaa Tepe Home'da beğendiğim ürünlere benzer ürünler... hemen mesaj attım... " Sayın Bizart sahipleri, ben Ankara'da şu isimli bir atölyeyim, bana dönerseniz ürünlerinizden almak isterim" diye...
Bülent Bey sağolsun, hemen mesaj yazdı aradı. Hatta yazın buluştuk, çok tatlı eşi İnci hanım ve kendisiyle en nihayet tanıştık.

Ben, türk malı olan, Türkiye'de yapılan ve yaratıcı olan herşeyi destekliyorum... Bizart da bunun en güzel örneklerinden birisi... Onu en güzel nasıl destekleyebiliriz diye düşünürken, Bizart ürünlerinin tek satıcı olalım istedim ve Bülent bey de bundan gurur duyacağını söyleyince....Yıllar evvel hayran olduğum eşyalar bir anda atölyemize doluverdi....Hep diyorum ya, hayal etmek, birşeyi gönülden istemek gibisi var mı?
Şimdi sizler, hobi severler, ya da bu işe gönül vermiş Türkiye'nin her köşesinde evde veya atölyelerinde bu işi yapanlar... Bizi arayın, hem sizlerle tanışmak şerefine erişelim, hem de en uygun koşullarla Bizart ürünlerini size teslim edelim, ister ana merkezden, ister size en yakın Ece Aymer Craft House atölyesinden ürünlerinizi teslim alın. 
0312 241 96 88 Nalan hanım....

Türk malı olan, Türkiye'de yapılan ve yaratıcı olan herşeyi destekliyorum...

Açılacak web sayfamızda ve yakında sayıları artacak olan franchisinglerimizde satılmak üzere, Türkiye'de üretilen ve yaratıcı olan, atölyemizin ana temasına uyan ürünlerinizden haberdar olmayı çok arzu ederim. Bana facebooktan mesaj atabilirsiniz.
Atölyede uğraştığım her yeni atılımda, hayata geçirdiğim her yeni girişimde, mümkün olduğunca "biz Türkiye'de üretelim, neden dışarıdan alıyoruz"u önce bir inceliyorum.. Ama o ürünün muadili yoksa yapacak birşey yok tabi ki... Özellikle ahşap ve dekoratif boyama hobi piyasasında bu aralar ne kadar çok yabancı malzeme getirmeye yönelindi... Bu kadar çok paraları yurtdışına aktararak,  harcayarak yapılacak bir hobi mi bu yaptığımız acaba????


Gelelim öz ve öz Türk malı olan Bizart ürünlerine.... Artık Bülent beyle ortaklaşa tasarımlar yapıyoruz. "Dev gibi çengelli iğne istiyorum" diyorum, Bülent bey sanki kafamın içini okuyor, düşündüğümün aynısını yapıveriyor. "Tokyo kutu olsa, sağını solunu iki kutu koysak masalarımızda ne hoş durur" diyorum, tokyolar hemen geliveriyor hem de kenarında çiçek süsüyle...  Bu vesileyle huzurunuzda Bülent bey'e ve çok tatlı eşi İnci hanım'a çok çok teşekkürler...











Biliyorsunuz.... Yıllardır ahşap ve dekoratif boyamada, daha iyi yapılsın, bu işi saygı duyulan bir meslek olsun diye çok uğraştım... O yüzden kapımız, ürünlerimiz, resimlerimiz, bilgilerimiz  herkese, her zaman açık... Bizart dolayısı ile tanışmak ümidiyle...




Thursday, April 25, 2013

Önce Barkodlandık, Şimdi de Poşete Girip, İsimleniyoruz...




Merkez atölyede çok hummalı çalışmalar var.
Nisan ayı yenilenme, yeniden yapılanma ayı gibi oldu.
Önce tüm franchisinglerle network üzerinden haberleşebileceğimiz muhasebe programımız geldi.
O gelince barkod sistemine ihtiyaç oldu.
Barkod sistemi gelince sayım oldu.
Buket, deli gibi muhasebe programına ürün giriyor. Tabi en büyük yardımcıları Seden, Füsun ve Asuman.
Seden ve Füsun derslerden kalan her dakika Buket'in yanındalar. Asuman'da üretimden kalan her dakikasında ya kargo yapıyor, ya ortalık topluyor, ya bizlere çay koyuyor, ya da barkod yapıştırıyor.
Nalan tümden kendini soyutlamış vaziyette.... Varsa yoksa web sayfamız....

Yani kısacası, sizlere, yıllardır blogumu takip edip ahşap boyama dünyasına adım atanlara, öğrencilerimize, pek yakında açılacak olan web sayfası müşterilerimize ennnn iyi hizmeti verebilmek için deliler gibi çalışıyoruz.
Atölyedeki, herkese ne kadar teşekkür etsem az...






Bugün çoook güzel birşey daha oldu...
Ürünlerimiz poşete girdi!!!
Üstlerine de "Ece Aymer Craft House" amblemlerimiz geldi... 
Şimdi de, herkesler ürünleri poşetlemekle, isimlikleri zımbalamakla meşgul...



Belki bu satırları okuyunca, barkodlanmak, poşetlenmek, zımba yapmak... Size çok basit şeylermiş gibi gelecek ama ah bir bilseniz...
Bütün bunları o kadar uzun zamandır hayal etmiştim ki... 
Şimdi bir bir projeleri hayata geçirince, aldığım hazzı, mutluluğu size nasıl aktarsam ki....

Tuesday, April 23, 2013

Nisan Haberleri....

Nasılsınız ? Bahar geldi... Size de oluyor mu? Bir çalışma azmi, enerji geliyor... Zaten artık 24 saat çalışsam da yetişemiyorum planladıklarıma ama..... Baharla birlikte ekstra ekstra bir sevinç var içimde... Renkli kıyafetlerimiz döktük ortalığa.. Veee hemen Füsun'la atölyede "pişti" oluverdik... Canımmmm Füsun'um, senle pişti olayım yeter ki...
 

Zaten saçlarımı da iyice rengarenk yaptım... Hatta gelecek sefere bir renk daha katayım diyorum!!!





Atölyede yapılanlar da cıvıl cıvıl, renkli renkli olunca... Ne yapayım...Aşka geliyorum...
Bakar mısınız şu güzelliklere?








Yeni yepyeni yüzlerce peçetemiz geldi Almanya'dan...Sadece Ece Aymer Craft House'larda satılmakta...... Aşağıdaki raf, işte o güzel peçetelerden biriyle yapıldı...





Füsun Ürkün eşliğinde "El deseni Boyama" dersimiz son hız devam ediyor...
Aşağıdaki  ev görünümlü poşetliğimizi sakın kağıt yapıştırma  zannetmeyin.. Tümüyle desen çizilip, el deseni olarak boyandı.. ellerinize sağlık Füzun ve Engin hanımcım.










Tabi ahşapların yanında asıl galvanizler çok boyanmaya başladı.. Malum bahçe, balkon süslemeleri başladı ya.





Amaaa bu arada metal görünümlü boyamaya da devam... Biliyorsunuz, bizim atölyede metal görünümlü boyama örnekleri yapıldıkça, tüm Türkiye metal görünüm boyar oldu... Öhööö öhööö, ayıptır söylemesi... İşte atölyede yapılan metal görünümlü boyamalardan en en en güzellerinden biri.. Meziyet hanımın tabi ki....Ellerinize sağlık Meziyet hanımcım...




Bu arada sevgili Füsun Ürkün'ümüz her daim döktürüyor. İşte el boyaması dantel örtü çalıştığı tepsisi.. Hayran hayran seyrediyoruz biz de...




Ece Aymer Craft House atölyeleri artık Rich ürünlerini satıyor... Beni takip edenler bilirler, pek kullandığım ürünleri değiştirmem, biraz da zor ürün beğenirim. Rich Boyaları zaten mükemmel, kaygan yüzey boyaları da öyle... Rölyef pastası, glazesi, çatlatma medyumu... Hepsini deniyoruz teker teker...

Aslında, ben galiba  Rich ailesini çok sevdim.. Hep söylediğim gibi, ben ticaret adamı değilim... Çıktığım bu yolda mutlu, mesut, dostlarımla keyifli zamanlar geçirmek en önemlisi.. 
İşte, bu yüzden Rich ailesi Ekrem bey, Seçkin bey ve tabi ki bıcır bıcır Yonca aynen bana göreler. Bu piyasanın onlar gibi çalışkan ve özellikle dürüst araştırmacılara çok ihtiyacı var. Acayip araştırmacılar... Yonca'yı gördükçe, "neyse diyorum, benim gibi kafayı hafif oynatmışlar da varmış..." Yonca müthiş bir insan, hem konuşup, hem çalışıp, hem araştırıp, hem gülümseyebiliyor!!! 


Bu yazım da size Rich kolay transferlerini tanıtayım ...Adı gibi gerçekten çok kolay...

1. Rich Kolay transferi alıyorsunuz, ambalajını çıkardıktan sonra, desenin üstündeki jelatini çıkarmadan, onunla birlikte desene sadık kalarak deseni kesiyorsunuz.

2. Kestiğiniz desenin üzerindeki jelatini dikkatlice ayırıyorsunuz. eliniz desene değmesin çünkü yapışkanlı. Kestiğiniz deseni nereye uygulamak istiyorsanız, oraya güzelce yapıştırıyorsunuz. 1- 2 dakika sıkıca tampon şeklindeki bezinizle yapıştırmaya devam ediyorsunuz.
 

3. Bir süngeri iyice ıslatıp hafif sıkıyorsunuz, ya da sünger bulamadınız, pamuklu bir bezi ıslatıp hafif sıkıp tampon gibi yapıyorsunuz. resmin üzerine ıslak süngeri veya bezi tamponlamaya başlıyorsunuz.. Kağıt iyice ıslanıyor.. Öyle bir seviyeye geliyor ki ıslaklık, resmin üstündeki beyaz kalın kağıt, yağlıymış gibi kaymaya başlıyor... İşte o zaman, siz de bir ucundan kaldırıp, kaydırarak kağıdı çıkarıyorsunuz.
 

4. Desen bu şekilde aynı transfer yapmışsınız gibi çıkıveriyor.
 



İşte Mine hanımın tepsisinin son hali...





Ece Aymer Craft House gittikçe büyüyor.... 
Aramıza Zekeriyaköy şubemiz de katıldı.. Bu hafta, 2 gün onunlaydım. Daha bir sürü eksik var ama deli gibi çalışıyor atölyesini dört dörtlük yapabilmek için... Çıtı pıtı Seda'mıza giriştiği bu tatlı yolculukta çok çok başarılar...







Sizlere daha çoook havadis var.. En kısa zamanda buluşmak umuduyla... Aşağıda klasik saatimiz var.... Ne kadar güzel değil mi? Bu saati ilk çizdiğim günü bile hatırlıyorum.. Üstünden yıllar geçti tabi.. Kaç tane yapıldığını hatırlamıyorum bile.. Alsında önce Sherwood firmasına yapmıştık ama tabi birden piyasada her yerde görülmeye başlanınca, "klasik yuvarlak masa saatimiz" olarak raflarımızda yerini aldı. Bir sürü usta aramıştık yaptırmak için.. En nihayetinde yapılıp geldiğinde de hayran kalmıştım.. Hala da çoook seviyorum... Ahhh alıp aynısını yapmaya çalışanlar, bir de güzel çalışsalar bari.. Modeli tanınmaz hale getiriyorlar, en kötü ağaçlardan garip birşeyler yapıyorlar ya, üzülüyorum ona üzülüyorum.


Kalın Sağlıcakla...